26 Ağustos 2012 Pazar

"soyut sensin, figüratif babandır !"


9 şubat 1991, cumhuriyet gazetesi, arka sayfa.

28 Kasım 2009 Cumartesi

leyla el attar'ın anısına





iktidarının ilk senesinde bill clinton amerikan ordusuna ırak'ı bombalama emri verir. hedef ırak istihbarat kurumu mukhabarat'tır. 27 haziran 1993 tarihinde uçaklardan fırlatılan 23 tomahawk füzesinden yirmisi hedefi vurur, üçü ise hedeften şaşarak sivil halkın yaşadığı binaları vurur. bu binalardan birinde ıraklı kadın sanatçı, ırak ulusal müzesi'nin müdiresi leyla el attar (layla al-attar) yaşamaktadır. sabaha karşı gerçekleşen bombalama neticesinde öldürülen sekiz sivil arasında leyla el attar ve kocası da vardır. kızları rema ise beş saat sonra enkaz altından çıkartılır, yapılan ameliyatlar sonucunda kurtarılır ama tek gözünü kaybetmiştir. 

1944 doğumlu, bağdat güzel sanatlar akademisi'nden mezun leyla el attar hayatını kadın sanatçıların arap dünyasında saygınlık kazanmasına adamıştır. gerçekleştirdiği beş kişisel sergi yanında birçok toplu sergiye katılmış, uluslararası sergilerde ülkesini temsil etmiştir.

bill clinton saldırının ertesi günü bir kilisede, sivil kayıplara yönelik sorular karşısında yaptığı açıklamada amerikan ulusunun bu başarılı operasyondan gurur duyması gerektiğini söyler. clinton'a göre sivil kayıplar kabul edilebilir miktardadır.

leyla el attar'ın ölümüne sebep veren bombalamanın bahanesi ise baba george bush'un nisan 1993 tarihinde kuveyt'e gerçekleştirdiği ziyaret esnasında ırak gizli servisinin kendisine yönelik suikast planı yapmış olduğuna dair istihbarattır.

seymour hersh 1 kasım 1993 tarihinde new yorker'a yazdığı "a case not closed" başlıklı makalede bu istihbaratın sahte olduğunu yazar. hersh'e göre bombalamanın asıl nedeni bill clinton'ın cumhuriyetçiler ve savaş taraftarı demokratlar tarafından zayıf olmakla suçlanmasıdır. clinton verdiği bu emirle zayıf olmadığını göstermek istemiştir.

23 mart 2008 tarihli newsweek'te ise michael isikoff, "saddam's files" isimli makalesinde saddam yönetimine ait ele geçirilen bütün belgelerin incelenmesine karşın baba george bush'a yönelik suikaste dair hiçbir belgenin bulunamamış olmasından bahseder.




amerikalı şarkıcı kris kristofferson, leyla el attar ve arjantin'de cunta yönetimi zamanında kaybolan insanlar için "the circle" isimli bir şarkı yazmıştır.


the circle

who killed this woman this artist this mother?
who broke the candle and snuffed out her light
along with her husband and wounded her children
and sauntered away like a beast in the night?

"not i" said the soldier
"i just follow orders and it was my duty to do my job well"
"not i" said the leader who ordered the slaughter
"i’m saddened it happened, but then, war is hell"

"not us" said the others who heard of the horror
turned a cold shoulder on all that was done
in all the confusion a single conclusion
the circle of sorrow has only begun

and in argentina...

straight to the circle on sundays
down through the canyons they come
bearing names of their mothers and daughters
names of their fathers and sons

stolen away with no warning, never to ever return
on el rio del muerto, all the bridges are burned
los desaparecidos, lost in the darkness alone
gone from the face of the earth
with no trace left behind them to mark with a stone
and the faces of los olvidados, only survivors recall
but for the pain and the heartbreak, did they matter at all?

slowly the circle of sadness, spins in the plaza mayor
lonesome remains of the madness and pain
in a world gone insane in a war

and the song of those broken survivors, dancing alone in the dark
with the silence of los olvidados, like a hole in the heart

los desaparecidos, lost in the darkness alone
gone from the face of the earth
with no trace left behind them to mark with a stone
and the faces of los olvidados, only survivors recall
but for the pain and the heartbreak, did they matter at all?

5 Kasım 2009 Perşembe

radovan karadziç'in yargılanması vesilesiyle: sejla kameriç, bosnalı kız


sejla kameriç, bosnalı kız (2003)

karadziç'in yargılanmaya başlaması nedeniyle sejla kameriç'in "bosnalı kız" isimli işini hatırlatmak üzere yazılmış bir yazıdır.  

1992-1996 yılları arasında sırbistan cumhuriyeti'nin devlet başkanlığını yürüten radovan karadziç, bosna savaşı esnasında insanlığa karşı işlediği suçlar nedeniyle 26 ekim 2009 tarihinde lahey'deki uluslararası savaş suçları mahkemesi tarafından yargılanmaya başladı. 1996-2008 yılları arasında kaçak olarak bir muayenede doktorluk yapan karadziç 21 temmuz 2008 tarihinde belgrad'da yakalanmıştı. sırp politikacıya iki tanesi bosnalı müslüman ve hırvatlara karşı soykırım suçu olmak üzere on bir suçlama yöneltiliyor.

karadziç'e yöneltilen en ağır suçlama 13-18 temmuz 1995 tarihinde srebrenitsa'da gerçekleşen soykırımın sorumlusu olması. bu soykırımda sırp askerler sekiz bin genç ve yetişkin erkeği öldürdüler. söz konusu olayda sırp politikacı ve komutanların yanısıra hollanda ordusu'nun da sorumluluğuna değinilmelidir.

bosna savaşı sırasında, 16 nisan 1993 tarihinde birleşmiş milletler örgütü srebrenitsa kentini güvenlikli bölge ilan etti ve bölgenin güvenliğini hollanda ordusu üstlendi. thomas karremans komutanlığındaki hollanda birliği 18 nisan 1993 tarihinde bölgeye ulaştı ve görevine başladı.

1995 yılının yaz aylarında srebrenitsa üzerinde baskılarını arttırmaya başlayan sırp ordusu temmuz ayından itibaren kenti işgal etmeye başladı. bölgeyi sırp ordusuna karşı korumakla görevli olan hollandalı komutan thomas karremans 12 temmuz 1995 tarihinde sırp komutan ratko mladiç ile bir görüşme yaptı. karremans, sırp güçlerine karşı hava saldırısı talep etmiş olduğu için mladiç'ten özür diledi, hollandalı askerlere ateş açmamaları kaydıyla sırp ordusunun kente girmesine izin vereceğini açıkladı ve toplantı sonunda kadehini mladiç şerefine kaldırdı. ertesi gün mladiç komutasındaki beş bin asker kente girdi ve soykırımı gerçekleştirdi.

 
  ratko mladiç ve thomas karremans 12 temmuz 1995 akşamı

21 temmuz 1995 tarihinde, soykırımdan üç gün sonra, hollanda birliği tören eşliğinde bölgeyi terk etti. törende karremans, mladiç tarafından kendisine verilen hediyeyi kabul etti. ülkesi hollanda'ya döndüğünde ise rütbesi yükseltildi.

savaşın bitiminden sonra srebrenitsa'da bir soykırımın gerçekleştiği anlaşılınca hollanda'da sorumluların ortaya çıkarılması için bir komisyon kuruldu. komisyon raporunu 2002 yılında bitirdi. 1994 yılından beri hükümet başkanı olan wim kok ve hükümet 22 temmuz 2002 tarihinde istifa etmek zorunda kaldı.

wim kok'un yerine geçen ve günümüzde halen hükümet başkanı olan jean peter balkenende srebrenitsa'da gösterdikleri kahramanlıklar nedeniyle 4 aralık 2006 tarihinde düzenlenen bir törenle thomas karremans ve komutasındaki askerlere şeref madalyası taktı.

savaş sonrasında hollanda birliğinin kullandığı kışlanın tuvaletlerinde çeşitli duvar yazıları ortaya çıktı. hollandalı askerler korumakla sorumlu oldukları bosnalılar hakkında aşağılayıcı cümleler kurmuşlardı. bunlardan biri şöyleydi; "dişsiz...?, bıyıklı...?, bok gibi kokuyor...? bosnalı kız !"

babasını bosna savaşında kaybetmiş olan 1976 doğumlu bosnalı sanatçı sejla kameriç bu duvar yazısını kendi fotoğrafı üzerine yerleştirerek 2003 yılında bir afiş yaptı ve son yılların en çarpıcı işini gerçekleştirdi. kameriç bu afişi avrupa'nın çeşitli kentlerinde duvarlara yapıştırdı, gazetelere dergilere ilan vererek yayınlattı. hollanda ordusunun soykırımdaki sorumluluğunu unutturmamak üzerine. 







 


29 Eylül 2009 Salı

ai weiwei; çin'de sanatçı olmak




1957 doğumlu çin vatandaşı sanatçı, mimar ai weiwei 12 ağustos'ta sichuan'daki otel odasında çin polisinin saldırısına uğrayarak beyin travması geçirdi. geçtiğimiz günlerde münih'te ameliyat olan weiwei'nin durumu iyi. kafatasına iki delik açılarak 30 ml kan boşaltılan sanatçı çin'de sanatçı olmanın ne denli tehlikeli olabileceğine dair iyi bir örnek.

weiwei, çin'in olimpiyatlardaki gururu "kuş yuvası" olarak isimlendirilen olimpiyat stadyumunun mimarlarından biri. mimarlığının yanında bir sanatçı olarak da ülkesinin yurtdışında en tanınan isimlerinden. çin hükümetinin kendisine kin beslemesinin nedeni ise bambaşka. her fırsatta ülkesinde gerçekleşen insan hakları ihlallerini teşhir etmeyi amaçlayan  weiwei'nin üzerine çalıştığı son projesi 2008 yılında güney çin'deki sichuan bölgesinde gerçekleşen zelzelede devletin inşa ettiği, depreme dayanıksız okullarda ölen beş binden fazla çocuğun teker teker isimlerini tespit edip yayınlamaktı. proje uygulamaya koyulduğundan beri hükümet proje ekibine tahakküm etmeye başladı. çalışmada yer alan 26 asistan defalarca göz altına alındı. weiwei'ye sözlü tehditler yapıldı. sanatçının hükümetin baskılarına direnmeye devam etmesi sonucu sivil polisler kendisini otel odasında basıp öldürülesiye dövdü. 

henüz pekin film akademisi'nde okuduğu 1978-1981 yılları arasında çin'in ilk avangard sanat grubu xing xing'i  (yıldızlar) kurup ülkesinde ifade özgürlüğü uğruna mücadele etmeye başlayan weiwei akademiden mezun olduktan sonra new york'a yerleşti. 1993 yılında ülkesine dönerek rejime muhalif bir sanatçı tavrı ortaya koymaya başlayan weiwei, altmış senelik komünist rejimde otoritelerin mütemadiyen kendi ideolojilerine ihanet ettiklerini iddia ederek devletin hiddetini üstüne çekti. sergileri engellendi, stüdyosu baskına uğradı, sesini duyurmaya çalıştığı internet sitesi kapatıldı, annesi tehdit edildi.

halen almanya'da bulunan weiwei ülkesine dönüp mücadele etmeye kararlı gibi gözüküyor. 

26 Eylül 2009 Cumartesi

tarık ramazan olayı




tarık ramazan iran hükümetinin desteklediği press tv'ye program yaptığı için 2007 yılından beri misafir öğretim üyeliği yaptığı erasmus üniversitesi'nden ve danışmanlık yaptığı rotterdam belediyesi'nden kovuldu. ramazan, erasmus üniversitesi'nde "kimlik ve vatandaşlık" kürsüsü başkanlığını sürdürüyor, rotterdam belediyesi'nde ise çokkültürlülük üzerine danışmanlık yapıyordu. ramazan'ın görevine son veren rotterdam belediyesi'nin başkanlığını ise fas asıllı bir müslüman olan ahmet ebutalip yapıyor. kendisine zaten mesafeli olan sağcı siyasetçilerin karşı propagandasından çekinen ebutalip büyük ihtimalle korkaklığı yüzünden bu girişimde bulundu. belediyenin erasmus üniversitesi'ne vermiş olduğu maddi desteği tarık ramazan yüzünden çektiğini de belirtmek lazım.

tarık ramazan ilginç bir isim. 1962 yılında cenevre'de doğmuş. mısır'daki şeriatçı örgüt müslüman kardeşler'in kurucusu hasan el benna'nın torunu. isviçre'de islam bilimleri okumuş ve bu konuda doktora sahibi bir aydın. 2008 yılında time dergisi kendisini 21. yüzyılın en önemli yüz kişisinden biri seçmişti. birçok entelektüel tarafından islamiyet'in martin luther'i olarak nitelendiriliyor. suriye asıllı alman bessam tibi ile beraber "avrupa islamı" kavramının mucitlerinden. ölüm cezasına karşı. eşcinsellikten de pek hazzetmiyor. liselerdeki türban yasağı üzerine 2003 yılında sarkozy ile yaptığı televizyon tartışması ile iyice ünlendi. liberal değil muhafazakar bir aydın.

"islamcı" olduğu için amerikan vizesi alamıyor, "islam düşmanı" olduğu için birçok arap ülkesine giremiyor keza dalai lama'yı desteklediği için çin'e de.

press tv'nin iran hükümeti tarafından desteklenmesine karşın, bu kanala londra'daki stüdyodan yaptığı programda öğrenci hareketlerinin bastırılmasına karşı sert muhalif bir tavır koyan ramazan oxford st. antony's college'da da 2005 yılından beri misafir araştırmacı olarak görevini sürdürüyor.

tarık ramazan olayı nedeniyle hollanda parlamentosunda bir oturum yapıldı. söz konusu oturumda aşırı sağcı geert wildeers'in partisine mensup milletvekilleri kendilerinden beklenen konuşmaları yaparken, sosyalist parti milletvekili türk asıllı saadet karabulut da ramazan'a verilen desteğin son bulması gerektiğine dair bir konuşma yaptı.

karikatür meselesinde fikir özgürlüğünden ve hoşgörüden dem vuran kıta avrupası'nın tarık ramazan olayındaki iki yüzlülüğü çok çarpıcı. erasmus ve amsterdam üniversitesi'nden akademisyen arkadaşları kendisini destekleyen bir bildiri yayınladı. fakat bildirinin altında yalnızca yirmi imza vardı.

kıta avrupası'nın oxford st. antony's college ve zamanında yahudi lobisine karşı edward said'i sahiplenen columbia üniversitesi'nden öğrenmesi gereken çok şey var.